10 Ocak 2010 Pazar

Şiddete Karşı İzmir Kadın Koordinasyonu Kuruluş Deklarasyonu



Kadınlara, LGBTT bireylere, çocuklara ve dahi kimi zaman erkeklere yönelen eril şiddet, dünyanın her tarafını cehenneme çeviriyor. Ev içinde, sokakta, okulda, kışlada, şehir meydanlarında, mecliste ve tüm kamu kurumlarında katman katman ayrımcılık ve şiddet, iliklerimize kadar her birimizi katmer katmer sömürmeye devam ediyor.

Kamuoyuna “modern” “Avrupai” bir kent olarak lanse edilen İzmir de bu şiddet sarmalının çoğu zaman baş “aktörü” olarak yerini alıyor.

Kadın ve LGBTT cinayetleri, tecavüz, ev içi şiddet, gözaltında taciz, işkence ve linç olayları ile sonlandırdığımız 2009 yılı, gerek Türkiye gerekse İzmir için 2010 yılında da aynı karanlık dehlizin bizleri beklediği konusunda gerekli ipuçlarını sunuyor.

2009 yılında yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’deki kadınların, % 39’u yaşamları boyunca fiziksel şiddete uğramış. Boşanmış ya da ayrı yaşayan kadınlarda bu oran %73… Yine Türkiye’deki kadınların %15’i yaşamları boyunca cinsel şiddete, % 44’ü duygusal şiddete, %23’ü ekonomik şiddete ve % 18’i de eş dışındakilerin şiddetine maruz kalmış. Bianet’in verilerine göre 1 Ocak 2009 – 30 Kasım 2009 tarihleri arasında ev içi şiddet, namus, cinsel saldırı ve diğer nedenlerle; 41 kadın yaralanmış, 228 kişi hayatını kaybetmiş. Yine bu tarihler arasında cinsel taciz ve tecavüze uğrayan kadınların sayısı 173... Rakamlar, aynı dönem içinde Ege Bölgesi’nde yaşanan şiddet olaylarının Türkiye ortalamasının altında olduğunu düşünenlerin yanıldığını söylüyor. Çünkü aynı verilere göre ölümlü vakalardan % 12’si, taciz / tecavüz vakalarının % 10’u, yaralama olaylarının ise % 19,5’i Ege Bölgesi’nde gerçekleşmiş. Ege Bölgesi’nde gerçekleşen şiddet olaylarının neredeyse tamamına yakını ise İzmir merkez ve ilçelerinde vuku bulmuş.

Tüm bu olaylar basında “Aşk Cinayeti” “Kıskançlık Dehşeti” gibi failleri aklayan, mağdurları suçlayan ifadelerle yer aldı.

Yaşanan şiddet olaylarının failler yönünden gerekçeleri ise muhtelif: “Namusumu temizledim, kıskandım, çok sevdim alamadım, ütülü gömlek istedim, acıktım yemek bulamadım, yemek buldum beğenemedim, sevişemedim, seviştim tatmin olamadım, susturamadım, konuşturamadım, güldüremedim, durduramadım, sarhoştum, ayılamadım…”

Oysa yaşanan şiddet olaylarının biz kadınlar açısından açık bir sebebi var: Ataerkil sömürü düzeni. Bundan başka bir sebep aramak bizce anlamsız… Biz kadınlar, dünyadaki tüm kadınlar gibi mevcut sistemin herkesçe görülen araçlarının sömürüsüne, herkesçe bilinen yöntemlerle maruz kaldığımızı çünkü dünya nüfusunun yarısını oluşturan bir kesimi zapturapt altına almanın şiddetten başka bir yöntemle mümkün olmadığını biliyoruz. Bedenlerimiz ve zihinlerimiz denetim altına alınmadan, mevcut ekonomik ve toplumsal düzenin her sabah yeniden ve yeniden üretilmesinin sağlanamayacağını görüyoruz.

Bu yüzden, üzerinde bize cehennem azabı çektirilen dünyayla aramıza, kendi eserlerimiz olan bembeyaz masa örtüleri, tertemiz fayanslar, gürbüz çocuklar, şiddet, yoksulluk ve yoksunluk yığarak gerçekleri görmemize engel olabileceklerini zannedenler fena halde yanılmaktadır.

Biz kadınlar bu yanılgıyı bir kez daha görmek ve göstermek için bir araya geldik. Diyarbakır’da bir kadının polisin tacizine maruz kalması üzerine yaptığımız bir basın toplantısının ardından güçlerimizi birleştirmeye karar verdik ve “Şiddete Karşı İzmir Kadın Koordinasyonu”nu oluşturduk.

Koordinasyonumuz kurumsal ve bireysel düzeyde katılım ve katkılarla kuruldu ve aynı esasla çalışmaya başladı. 13 Eylül 2009 tarihinde yaptığımız bir toplantı ile çalışma ilkelerimizi ve işleyişimizi belirledik. O gün üzerinde anlaştığımız ilkeler uyarınca Koordinasyon; cinsiyet ve cinsel yönelim nedeniyle uygulanan her turlu eril şiddete karsı mücadele eder, konsensüsle karar alır, eril ve yargılayıcı bir dil kullanmaz, her turlu ayrımcılığa, ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı çıkar. Koordinasyon, gönüllülük temelinde çalışır ve her katılımcının ister kurum temsilcisi olsun ister bireysel katılımcı olsun söz hakkı vardır. Komisyonlar kendi alanları ile ilgili çalışma yürütür ve koordinasyonun genel toplamına bilgi verir. İsteyen kişi ve kurum istediği komisyonda çalışabilir.

Amacımız zaten mevcut olan eylem birlikteliklerinin ve diğer platformların yerine geçmek, onlara alternatif olmak değildir. Tam tersine Koordinasyon, diğer oluşumların yapacağı/yapması gereken işleri yapmaz, bu oluşumlara katkı sunar. Koordinasyonun kurulmasından murat edilen, İzmir’in şiddet haritasını çıkarmak, veri toplamak, raporlama faaliyeti yürütmek, alanda çalışan kadınların eksiklik hissettiği alanlarda eğitim ve atölye çalışmaları yapmak, kurum ve kişilerin birbirlerinden haberdar olmalarını sağlamak ve olanakları birleştirmektir. Yanı sıra kamu kurumları üzerinde örgütlü bir basınç yaratmak ve yapılan yasal değişiklikleri izlemek de amaçlarımız arasındadır. Esasen kadınlar ve kadın kurumları arasındaki örgütsüzlüğü aşmak için gerekli araçları üretmek ve gündelik veya süreğen meselelerle ilgili politika üretilebilmesi için gerekli teorik birikimi ve uygun tartışma zeminini yaratabilmektir.

Koordinasyon fikri, özü itibariyle kadın dayanışmasının güçlendirilmesine duyulan isteğe dayanır. Bu nedenle olabildiğince çok kadın örgütü ve kadının katılımıyla zenginleşeceğine inandığımız bir çeşitlilikle hayata gözlerini açmaktadır.

Bu nedenle Koordinasyon’un ilke ve amaçlarını benimseyen tüm kadınları ve kadın örgütlerini bu birlikteliğe davet ediyoruz. Gelin dünya ile aramıza dikilen engelleri aşmanın yollarını birlikte arayalım.





ŞİDDETE KARŞI İZMİR KADIN KOORDİNASYONU

İzmir Amargi, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, Bağımsız Kadın İnisiyatifi, Çiğli Kadın Kültür Evi, Emekçi Kadınlar Derneği, Kadın Yazarlar Derneği, ÇHD İzmir Cinsiyetçilik ve Cinsel Yönelim Ayrımcılığına Karşı Çalışma Grubu, İnsan Hakları Derneği, Emek Partisi, Sosyalist Demokrasi Partisi, Özgürlükçü Sol Hareket, Emekçi Hareket Partili Kadınlar, Barış ve Demokrasi Partisi İl Kadın Meclisi, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Buca Evka 1 Kadın Kültür ve Dayanışma Evi, Bağımsız Feministler

4 yorum:

  1. merhabalar,
    emeğinize sağlık, güzel bir girişim ancak merak ettim; neden sadece kadınların ve kadın örgütlerinin katılımarını bekliyorsunuz?

    eril şiddetten ve tahakkümden müzdarip bir çok erkek de yok mu?

    onların bu gruba katkı sağlayamayacağını mı düşünüyorsunuz yoksa -bu bir tercihtir, öyle tercih etmiş olabilirsiniz- erkeklerin ayrı bir şekilde örgütlenmeleri mi gerekir diyorsunuz?

    sevgiler, kolaylıklar.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,

    Size ulaşabileceğim bir e-posta adresi ya da telefon numarası öğrenmem mümkün mü?

    Şimdiden teşekkür ediyorum.


    ayhepkaranlik@yahoo.com.tr

    Görüşmek dileğiyle...

    YanıtlaSil
  3. sayın erkan,

    sorunuza kendiniz yanıt vermişsiniz işte eril şiddete karşı "erkeklerin ayrı bir şekilde örgütlenmelerini" bekliyoruz. sizi desteklemeye hazırız

    YanıtlaSil
  4. merhaba lusin stepan,

    geçikmeli olduğunu için özür dileriz.. mail adresimizi ve telefon numaramızı adresinize gönderdik.

    teşekkürler

    YanıtlaSil